2017 Tokyo Film Festivali’nde  ‘Büyük Ödül’e layık görülen  “Buğday”  filmi Bursalılardan tam not aldı.


Bursa- Büyükşehir Belediyesi kentin kültür sanat hayatına değer katmaya,  özellikli ve nitelikli eserleri Bursalılar ile buluşturmaya devam ediyor. Bal filmi ile 30. Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne uzanan ünlü yönetmen Semih Kaplanoğlu, son filmi “Buğday” ile Bursalı sinemaseverlerin karşısına çıktı. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Halka İlişkiler Daire Başkanlığı, Kültür Turizm Şube Müdürlüğü Karagöz Sinema Atölyesi tarafından gerçekleştirilen özel gösterimde 2017 Tokyo Film Festivali’de büyük ödüle layık görülen ve Saraybosna Film Festivali’nde en iyi film seçilen Buğday sinemaseverlerden tam not aldı. Halka açık ve ücretsiz yapılan özel gösterime Bursalılar yoğun ilgi gösterdi.  Filmin sonunda Bursalı sanatseverler ile bir araya gelen ünlü yönetmen sanat hayatına ve filme ilişkin soruları yanıtladı. Gökhan Küçükkaplıdağ’ın moderatörlüğünü yaptığı söyleşi de son filmi Buğday’ı anlatan Kaplanoğlu, Türkiye, Almanya, Fransa, İsveç ve Katar ortak yapımı  filmin Türkiye, ABD ve Almanya’nın farklı kentlerinde çekildiğini söyledi. Buğday’ı,  Kehf Süresi’ndeki Hz. Musa ve Hz. Hızır kıssasından ilhamla ve Niyazi Misrı’nin izinden giderek çoğaltılan bir yolculuğun hikâyesi olarak gördüğünü söyleyen Kaplanoğlu,  filmin 5 yıla yayılan bir serüvenin ardından ortaya çıktığını ifade etti. Kaplanoğlu “Bir filmin hazırlık süresi normalde 2-3 ay süre­cekken, ben 2 yıla yakın bir hazırlık yaptım. Çoğu kıs­mında kendi başıma idim. Mekânları kendi başıma bul­dum. Tek tek o ülkelere gittim. Ekipler daha sonradan dâhil olmaya başladı. Böyle olunca, bu anlamdaki bir prodüksiyo­nun hedeflediği şeyleri çok daha geniş zamanda, çok daha planlı bir şekilde yapa­bilme imkânına kavuştuk”diye konuştu.

KAPLANOĞLU “BUĞDAY BİR TALİP OLMA HİKÂYESİ”

Genetiği değiştirilen gıdaların, sentetik gübrelerin,  kimyasal biyolojinin dünyayı genetik kaosa sürüklediğini ifade eden ünlü yönetmen, insanoğlunun kendi eliyle kendi cehennemini hazırladığa dikkat çekti.  Sinemadaki sanat hayatını hikmetin peşinde manevi bir arayış olarak nitelendiren Kaplanoğlu, “Talip olmak, dertli olmak, ne yapıyoruz diye soru sormak bize Hızır’ı çağırıyor. Biz Hızır’ı böylece çağırmış oluyoruz. Çünkü biri gelip bunu düzeltecek. Sen kendi kendinin de Hızır’ı olabilirsin ya da birisi Hızır olur gelir seni düzeltir. Bu yüzden diyoruz ya “her geleni Hızır bil”, bu demek aslında. Buna talip olmak meselesidir” ifadelerini kullandı. Filmin kurgusu hakkındaki kategorik isimlendirmelere pek sıcak bakmayan usta yönetmene göre distopya-ütopya kavramlarının hayatımızda karşılığı yok. “Bizi bunların cenderesinden çıkaracak olan şeye gelenek, geleneğin kaynama noktasına ise Anadolu irfanı diyoruz” tanımlamasını yapan Semih Kaplanoğlu, “Her bir insanın da bir tohum olduğunu düşünürsek, fıtratımızı da bunun içine koyabiliriz. Demek ki kendimize, çevreye, muhatap olduğumuz insanlara karşı belli sorumluluklarımız var. Buğday bu sorumluluktan neşet etti. Çevreyle birlikte kendi içimizi de tahrip ettik” tespitinde bulundu.

 

CUMHURBAŞKANI ÇOK ETKİLENDİ

Yakın ve belirsiz bir gelecekte, yeryüzündeki yaşam, yok oluşa doğru sürüklenirken yaşanan bir yolculuk hikâyesini anlatan filmin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği ve himayesi ile Beştepe Külliyesi’nde de gösterildiğini anlatan Kaplanoğlu, bunun kendisi için önemli olduğunun altını çizdi. Adana Film Festivali’nde kendisine yönelik nezaket dışı tutumun yankı bulmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini aradığını ifade eden usta yönetmen “Cumhurbaşkanımız sağ olsun aradı ve “Üzüldüm. Neden bu şekilde davranılıyor?” diyerek benimle dertleşti. Sonrasında, “Külliye’de senin filmini göstersek, ön gösterim gibi bir şey yapsak nasıl olur?” diye sordu. Ben “Tabii ki olur, 24’ünde giriyor” deyince orada­kilere seslenip “23’ünde ne yapı­yoruz?” diye sordu. O günün boş olduğu cevabını alınca, “Tamam o zaman, böyle bir şey yapalım. Zaten Külliye’nin salonunu tiyatro, sinema, müzik için yaptık. Bu tür şeyler için orayı kullanmayı düşü­nüyorduk. Bununla da başlamış oluruz” dedi. “Olur, çok sevini­rim” dedim. Beni ve ailemi çok sıcak karşıladı, filmi birlikte izledik ve filmden çok etkilendiğini ifade etti” diye konuştu. Kaplanoğlu, söyleşinin sonunda salonu dolduran sinemaseverlerle de bir süre sohbet etti.